Verification: d764d799875f47f0 İstanbul Lezzet Durakları: En İyi Restoran Rehberi

Ben Kaan Akalın, 1992 İstanbul doğumluyum. Bu yazımda bizzat yaşadığım DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktive Bozukluğu)’nin ne olduğundan, bu hastalık süresince neler yaşadığımdan, gördüğüm tedavilerden, geçirdiğim zor zamanlardan bahsetmek istiyorum.

Aynı zamanda bu yazımda DEHB’li olarak hangi sorunlarla karşı karşıya kaldığımdan ve bu sorunların hayatımı ne derece etkilediğinden bahsetmek istiyorum. Eğer siz de hazırsanız, gelin DEHB ile ilgili hayatıma doğru bir yolculuğa çıkalım…

DEHB Nedir? Kendi Tanımım ve Tıbbi Gerçekler

Benim düşünceme göre bir hastalığı tanımlamanın en iyi yolu o hastalıkla yaşamaktır; zira bir kişi ancak bir durumu yaşayınca daha iyi anlayabilir ve anlatabilir. Ben bu başlığın altında tıbbi bilgiler ve bu hastalıkla mücadele süresince edindiğim deneyimleri harmanlamak ve sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu anlatımlarıma bu hastalığıma ne zaman teşhis konulduğundan ve bu teşhis konulmadan önce neler yaşadığımdan başlamak istiyorum:

Tanı Konulmadan Önce Yaşadığım Sorunlar

Aslında annemin anlattığına göre, ben doğarken görevli hemşire başıma aşırı baskı yapmış ve bu yüzden beynin dikkatle sorumlu bölümü hasar görmüş. Tabii ki, bunları ben DEHB teşhisi konurken öğrendim. Bu teşhis konulana kadar sadece okul hayatımda değil, günlük hayatımda da sorunlar yaşamaya başladım. Bu sorunları şu maddelerle özetleyebilirim:

  • Sürekli eşyalarımı kaybediyordum, aynı zamanda sürekli günlük yapmam gereken görevleri unu-tuyordum. Bu durum, insanların akıl sağlığımda bir sorun olduğunu düşünmesine neden oluyor-du.
  • Öğrenciyken ders dinlemek, adapte olmak hususunda zorluk yaşıyordum. Aynı zamanda ödevle-rimi yapmadığım için öğretmenimden dayak yiyordum. Bu hem kendime olan güveni yitirmeme, hem de gerçekten aklımda bir sorun olduğunu düşünmeme neden oluyordu.
  • Öte yandan bu rahatsızlık nedeniyle sürekli başarısız oluyordum, bu da özgüvenimin azalmasına ve depresyon belirtilerinin ortaya çıkmasına neden oluyordu.

DEHB Tanısı Nasıl Konuldu? Kendi Hikayem

Bu resim her ne kadar gerçeği yansıtmasa da, aslında benim DEHB teşhisim İstanbul Üniversitesi İstanbul (Çapa) Tıp Fakültesi’nde 2009 yılında kondu. Bu durum da şöyle oldu:

Benim bu sorunlarım nedeniyle birçok hastaneye gittik, ancak hiçbir hastane tam teşhis koyamadı. Çünkü bu hastalığın tam olarak ne olduğu ve belirtilerinin ne olduğu tam olarak bilinmiyordu. Ancak, annem en son beni Çapa Tıp Fakültesi’ne götürmeye karar verdi.

Çapa Tıp Fakültesi bir üniversite hastanesi olduğu için muayene genelde stajyer doktorlar tarafından gerçekleştiriliyordu. Benim de ilk muayenemi bir stajyer doktor yapmış ve ardından da bir kurula yönlendirmişti.

Bu kurulda bir profesör ve birkaç öğrenci sizi dinliyordu. Profesör size yaşadığınız sorunlar ve şikayetleriniz ile ilgili sorular soruyor ve bu sorunlardan hangisinin düzelmesini istediğinizi soruyordu. Ben de yaşadığım sorunları ve şikayetleri detaylarıyla anlattım ve daha sonra teşhisim konuldu; “DEHB(Dikkat Eksikliği ve Hiperaktive Bozukluğu)”.

Yapılan incelemeler ve bir dizi testten sonra doktor; aslında zekâmda hiçbir sorun olmadığı, hâttâ üstün zekâlı olduğumu söyledi. Bu yaşadığım sorunların ise bu hastalıktan kaynaklandığını belirtti. İlaç olarak ilk Ritalin 10 mg. ve Prozac 50 mg. tedavisi başlatıldı.

Bu teşhis 2009 yılında Çapa’da konuldu. Daha önce birçok hastaneye gittim ancak hiçbir hastane bu teşhisi koyamadı.

DEHB Nedir? Kendi Yaşadıklarım ve Araştırmalarımla

DEHB hakkında birçok araştırma yaptım. Yaptığım araştırmalarda ise şu sonucu gördüm: Bu hastalık beynin dikkatten sorumlu bölgesinde meydana gelen bir hasar sonucu ortaya çıkıyor. Bu durum bireyde ileride dikkat ve odaklanma konusunda sorunlar yaşamasına neden oluyor.

Doktor bana bu hastalığın tedavisinin olduğunu ancak bu tedavinin ömür boyu süreceğini söyledi. Öte yandan eğer bu tedaviyi düzenli olarak devam ettirmezsem ve ilaçlarımı düzenli kullanmazsam bu sorunların daha da ilerleyeceğini ve daha zor durumlarda kalabileceğimi belirtti.

Bu hastalığın genel belirtileri ise şöyle:

  • Dikkat ve odaklanmada zorlanma,
  • Plan yapmakta ve plana sadık kalmakta zorlanma,
  • Öğrenme, anlama ve uygulamada zorlanma,
  • Aşırı unutkanlık,
  • Tembellik,
  • Erteleme

İşte bu yazdığım belirtiler DEHB tanısı konabilmesi için gerekli kriterlerden oluşuyor. Aslında bu belirtileri yaptığım araştırmalar ve bizzat kendimde yaptığım gözlemler sonucunda öğrendim.

DEHB Tedavim Randevu Sorunu Yüzünden Yarım Kaldı

Çapa’daki doktorlar hastalarla çok güzel ilgileniyorlar; hastalığın teşhisi hemen konulmuyor, yapılan bir dizi araştırmalar sonucu teşhis konuluyordu. Ancak her hastanede olduğu gibi bu hastanede muayene olabilmek için randevu almak gerekiyor ve randevu almak hiç de kolay değil.

İşte ben de bu randevu sorunu yüzünden DEHB tedavimi yarım bırakmak zorunda kaldım ve en büyük hatayı da burada yaptım. Sonuçta bu hastalık ve belirtileri daha da ilerledi ve hayatımı daha da zorlaştırdı. Bu tedaviyi yarım bıraktıktan sonra şu sorunları yaşadım:

Üniversite Yurdundan Atıldım

Tedaviyi bıraktıktan yaklaşık 1 sene sonra liseden mezun oldum ve Akdeniz Üniversitesi Akseki Meslek Yüksek Okulu’nda önlisans eğitimime başladım. Ancak bu okul evimden çok uzaktı ve ailemden uzun süre ayrı yaşamaya alışık değildim.

Hâl böyle olunca da, hem çevreye, hem okula hem de kaldığım öğrenci yurduna alışmakta sorun yaşadım. Özellikle kaldığım öğrenci yurdunda yaşadığım sorunlar giderek arttı ve bu da öğrenci yurdundan atılmama ve okulu bırakmama neden olmuştu. Öğrenci yurdunda kaldığım süre boyunca şu sorunları yaşadım:

  • Yatağımı, eşyalarımı toplamıyor, sürekli dağınık bırakıyordum.
  • Çamaşırlarımı yıkamıyor, sürekli pis bırakıyordum.
  • Neredeyse hiç yıkanmıyor, sürekli kötü kokuyordum.

Hâl böyle olunca hakkımda disiplin soruşturması başlatıldı ve sonunda yurttan atıldım.

Ancak bu yaşadığım sorunların hiçbiri benim suçum değildi, bunlar yaşadığım DEHB rahatsızlığının bir sonucuydu ve ne yazık ki insanlar bunu anlayamıyordu.

İntihar Girişimi ve Hastaneye Yatış

Yurttan atıldıktan ve okulu bıraktıktan sonra ciddi bir bunalıma girdim; her gün alkol alıyor ve ciddi ruhi sıkıntılar yaşıyordum. En sonunda kendimi öldürmeye karar verdim ve bunu yapmak için Haliç Köprüsü’ne gittim. Tam atlayacaktım ki, biri beni tuttu ve intihar etmemi engelledi. Herhalde o kişiye ne kadar teşekkür etsem azdır.

İntihar girişimi anneme anlattım ve dedemle birlikte ertesi gün tekrar Çapa’ya gittik. Doktora yaşadıklarımı anlattım ve doktor profesörle görüştükten sonra, hastaneye yatışıma karar verdiler. Hastanede yaklaşık 1 hafta kaldıktan sonra taburcu oldum ve bana tekrar DEHB teşhisi konuldu ve bu sefer ilacımı “Concerta 54 mg.” ile değiştirerek tedavime devam ettiler.

Kapalı psikiyatri servisinde özgürlüğünüz sadece evinizin antresi kadardı. Bu serviste 4-5 tane hasta odası, ortak yaşam alanı, hemşire odası ve doktor odası mevcuttu. Yaklaşık bir hafta bu şekilde tedavi gördüm.

DEHB Yüzünden İş Hayatımda Yaşadığım Sorunlar

Tedaviyi 2009 yılından beri görmeye devam etmeme rağmen, hastalığım hâlâ devam ediyor. Ne yazık ki bu rahatsızlık iş hayatında daha çok sorun çıkartıyor. Birçok iş büyük dikkat gerektirdiği ve bende de dikkat sorunu olduğu için iş bulmakta zorlanıyorum. Şu anda hâlâ iş arıyorum ve çalışamıyorum.

DEHB’ye Rağmen Kazandığım Başarılar

DEHB’nin hayatımı zorlaştırmasına ve bu sorunları yaşamama neden olmasına rağmen, birçok insanın yapamayacağı birçok başarı elde ettim. Bunların başında da Çinceyi öğrenmek oldu.

2019 yılında telefonumla rastgele internette dolaşırken “Hello Pal” adında bir uygulama indirdim. Bu uygulamayı indirmemin amacı hem yabancı dilimi geliştirmek hem de yabancılarla arkadaş olmaktı. O zaman bu uygulamada daha çok Çinliler vardı ve bu nedenle birçok Çinli arkadaş edindim. Ardından Çince dilini merak ettim ve öğrenmeye başladım. Şu anda neredeyse aradan 6 yıl geçti ama hâlâ Çince öğrenmeye devam ediyorum.

Şu anda birçok Çinli arkadaşım var ve bazılarıyla da yüzyüze görüşüyorum.

Diğer elde ettiğim başarı da tüm bu zorluklara rağmen bir şekilde üniversiteden mezun olmak vardı. Tedaviye başladıktan 1 yıl sonra tekrar Namık Kemal Üniversitesi Marmara Ereğlisi Meslek Yüksek Okulu’nda “Muhasebe ve Vergi Uygulamaları” bölümüne kaydoldum.

Bu gördüğüm tedavi ve destek sayesinde yüksek bir dereceyle mezun olmayı başardım.

Son Söz: Kendimle Barışarak, Yola Devam Ediyorum

DEHB ile yaşamak, zaman zaman dikenli bir yolda yürümek gibi… Yorucu, inişli çıkışlı, bazen yalnız. Ama bu yolun her adımında kendimi biraz daha tanıdım, sınırlarımı keşfettim, güçlü yanlarımı fark ettim. Eksik hissettiğim yanlarımı kabullenmek, “neden böyleyim?” sorusunun yerini “böyleyim ve bu da benim” diyebilmek, uzun zaman aldı. Hâlâ tamamlanmamış bir hikâyeyim ama artık eksiklerimle kavga etmiyorum.

Bu yazıyı okuyan, kendinde DEHB olduğunu düşünen ya da tanı almış biriysen bilmeni isterim: Yalnız değilsin. Ve bu tanı, seni tanımlayan bir etiket değil—yalnızca seni daha iyi tanımana yardımcı olan bir ipucu. Kendinle dürüstçe yüzleştiğin her an, bir başarıdır. Küçük adımlar, büyük dönüşümlerin habercisidir.

Ben DEHB ile yaşıyorum. Olduğum gibi. İçtenlikle. Ve sen de yapabilirsin.


İstanbul Lezzet Durakları: Türkiye'nin En İyi Gastronomi Rehberi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Yazın

İstanbul lezzet durakları

Türkiye’nin en sevilen lezzet rehberi İstanbul Lezzet Durakları, ülkenin en iyi yeme içme duraklarını sizinle buluşturuyor! Eğer siz de daha fazla lezzet rehberinden anında haberdar olmak istiyorsanız, blogumuza abone olun!

~ Kaan Akalın

Designed with WordPress

İstanbul Lezzet Durakları: Türkiye'nin En İyi Gastronomi Rehberi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin